Kayıtlar

aşk etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Herkes Kendi Kitabını Okur: Algının Penceresinden Edebiyat

Resim
  “Dünyada aynı kitabı okumuş olan iki insan yoktur.” Bu söz, edebiyat eleştirmeni Edmund Wilson’a ait. İlk duyulduğunda şaşırtıcı gelebilir; sonuçta aynı satırları okuyoruz, aynı hikâyeyi takip ediyor, aynı karakterleri tanıyoruz… Öyleyse nasıl olur da "aynı kitabı" okumayız? Cevabı basit ama derin: Herkes dünyaya kendi penceresinden bakar. Ve o pencerenin manzarası, yaşadıklarımızla, değerlerimizle, hayallerimizle, korkularımızla şekillenir. Bir kitabı okurken zihnimiz sadece yazılı olanı değil, kendi iç dünyamızı da devreye sokar. Okuduklarımız, bizde başka kitaplardan, anılardan, duygulardan yankı bulur. Bu yüzden aynı kitabın her okuyucuda farklı bir iz bırakması kaçınılmazdır. Bir romanın başkahramanı, bir okuyucunun gözünde cesur bir kahraman olabilirken, bir başkasının gözünde bencil ya da düşüncesiz biri olabilir. Çünkü okur, karakterlerin davranışlarını kendi ahlaki süzgecinden geçirir. Aynı şekilde bir aşk hikâyesi, birine tutkulu bir bağ gibi görünürken, b...

"Güzel ve Çirkin"- Sevgi Her Şeyi Değiştirir Mi? Yoksa Bizi Yanıltabilir Mi?

Resim
Çocukluk döneminde dinlediğimiz ya da okuduğumuz masallar, dünyaya dair algılarımızın temelini oluşturur. Peki "Güzel ve Çirkin" gerçekten masum bir peri masalı mı, yoksa yeniden düşünmemiz gereken bir anlatı mı? Masalın Kısa Özeti: Bir zamanlar, tüccar olan bir adamın üç kızı varmış. En küçükleri, ismi Güzel olan, nazik ve sevgi dolu bir genç kızdır. Bir gün baba, bir fırtına sırasında yolunu kaybeder ve gizemli bir şatoya sığınır. Şatodaki gül bahçesinden bir gül kopardığı için korkunç görünümlü bir yaratık olan Çirkin tarafından cezalandırılmak istenir. Baba kızlarına bu durumu anlatınca, Güzel babasının hayatını kurtarmak için kendi isteğiyle şatoya gitmeye ve Çirkin ile yaşamaya razı olur. Güzel, Çirkin ile vakit geçirdikçe aslında onun iyi kalpli bir varlık olduğunu fark eder. Zamanla aralarında önce dostluk sonra da sevgi gelişir. Masalın sonunda, Güzel'in sevgisiyle Çirkin'in üzerindeki lanet bozulur ve Çirkin, yakışıklı bir prense dönüşür. Güzel ve Çirkin mut...

Bir varmış bir yokmuş...

Resim
Bir zamanlar uzak bir ülkede yaşayan mutlu bir karı koca varmış. Bu çift bir çocuklarının olmasını çok istiyormuş ama bir türlü çocukları olmuyormuş. Bir mucize olmuş ve kadın hamile olduğunu öğrenmiş. Bu çiftin evlerinin arka odasında küçük bir pencere varmış, oradan bakınca çok güzel bir bahçe görünüyormuş. Bu bahçede birbirinden güzel çiçekler, meyveler yetişiyormuş. Ancak bahçenin sahibi, bütün dünyanın kendisinden korktuğu büyücü bir kadınmış.  Bir gün genç kadın penceresinden bahçeye bakmış ve orada altın gibi parlayan özel bir kazayağı bitkisi görmüş. (Bazı kaynaklar marul bazıları elma diyor ama masalın orijinalinde kazayağı bitkisi yazmaktadır.) Kadının aklından bu bitki hiç çıkmıyormuş. (aşeriyor ne yapsın.)  Kocasına: "Ben o kazayaklarından yemezsem, öleceğim." demiş. Adam korkmuş hemen büyücünün bahçesine gizlice girmiş ve kazayaklarından aşırmış. Genç kadın kazayaklarını yemiş ama tadını çok beğendiği için kocasından daha fazla getirmesini istemiş. Adam tekrar gi...

Bir varmış bir yokmuş...

Resim
Birbirini çok seven kral ve kraliçenin güzel bir bahar mevsiminde bir kız çocukları olmuş. Bu güzel kızın adını "Günışığı" anlamına gelen "Aurora" koymuşlar. Çanlar çalınmış ve kutlamalar başlamış. Kral, kızı şerefine perilerin de davetli olduğu muhteşem bir ziyafet vermiş. Davete çağrılan on iki peri prensese armağanlarını sunmaya başlamışlar. İlk peri: "Benim armağanım, ömür boyu mutluluk." demiş. İkinci peri: "Benim armağanım, herkesi büyüleyecek kadar büyük bir güzellik." demiş. Üçüncü peri: "Benim armağanım, hayatını daha iyi bir şekilde yönlendirmen için akıl." demiş. Sıra on ikinci periye geldiğinde gök gürlemiş, şimşek çakmış ve herkesi dehşete düşüren bir kadın ortalıkta belirmiş.  Kadın, sert bir sesle: "Ben davet edilmeyen on üçüncü periyim." demiş. Ve bebeğin yanına giderek: "Benim armağanım ise, Prenses 15 yaşına geldiğinde eline bir iğne batıp, hayatını kaybetmesi." demiş. Ancak on ikinci peri araya gir...

Bir varmış bir yokmuş...

Resim
       Evvel zaman içinde masal diyarında Pamuk Prenses, Uyuyan Güzel ve Rapunzel isimlerinde üç genç kız yaşıyormuş. Birbiriyle hiç tanışmıyor olan bu genç kızların ise birçok ortak noktaları varmış. Pamuk Prenses, kötü kalpli ve kıskanç üvey annesi tarafından ondan daha güzel olduğu için öldürülmek üzere ormana gönderilen, ormanda cüceler ile beraber yaşamaya başlayan ve yakışıklı prens tarafından tüm yaşamı değişen bir genç kız.  Pamuk Prenses'in annesi ölüyor, babası yani kral yeniden evleniyor ancak yeni kraliçe yani üvey anne prensese kötü davranıyor.  Şimdi burada bi durup düşünelim!  Neden tüm üvey annelerin karakterleri kötüdür?  Ya da üvey anne olunca kötü mü olmak gerekir?  Bu kızcağızın annesi ölmüştür ve anne sevgisine muhtaçtır. Bir kadın nasıl annesi olmayan çocuğu sevmez?  O baba çocuğunu neden kötü niyetli bir yabancıya teslim eder?  Yeni kraliçe yanında iyi davranıyor diye evladının mutlu olup olmadığını nasıl anla...