Kayıtlar

yazmak etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Kağıttaki Boşluk: Okurun Görünmez Kalemi

Bir kitabın kapağını araladığımızda, yazarın dünyasına misafir olduğumuzu sanırız. Oysa o eşikten içeri adım attığımız an, yazarın kurduğu cümleler sadece birer iskeletten ibarettir. O iskelete eti, kemiği, ruhu ve en önemlisi anlamı giydiren kişi, elinde kitapla koltuğuna kurulan okurdur. Edebiyatın en kadim oyunlarından biri burada başlar. Yazar bir şey anlatır, fakat okur sadece duymaya hazır olduğunu işitir. Aslında hiçbirimiz bir metni tamamen tarafsız bir zihinle okumayız. Yanımızda kendi geçmişimizi, kırgınlıklarımızı, gerçekleşmemiş hayallerimizi ve o anki ruh halimizin rengini taşırız. Yazar "deniz" dediğinde, kiminin zihninde huzurlu bir mavilik, kiminin zihninde ise fırtınalı bir vedanın uğultusu canlanır. Kelimeler ortak olsa da uyandırdıkları yankı kişiye özeldir. Bu yüzden, bir yazarın yazdığını değil, içimizde yankılanmasını istediğimiz o gizli melodiyi okuruz. Metin, yazarın elinden çıktığı an yetim kalır. Onu evlat edinen ve kendi meşrebince büyüten okurdur...

Kasım ve Şiir

Resim
 “Neye içerlendiğimi bilmediğim bir küskünlük hissi var içimde; Sanki, nerede yoksam eksik, nereye gitsem fazla gibiyim.”  Hüseyin Baki Saygılı "Kömürden Yazı" şiiri. Ne güzel söylemiş şair… Gerçekten de bazen öyle oluyor; insanın içine oturan bir sızı var ama adı yok, sebebi belirsiz. Ne kırgınlığın tam karşılığı bulunuyor ne de huzurun yolu. Sanki biri içimizde sessizce oturmuş, her şeyi izliyor ama hiçbir şeye karışmıyor. Belki de bu, yetişkin olmanın yan etkisi. Artık hiçbir şeyin tamamen iyi ya da tamamen kötü olmadığını fark edince insan, arada kalıyor. Ne gitmek istiyor ne kalmak. Bir yanın eksik, diğer yanın fazla. Kendine bile tam sığamıyorsun bazen. Ayşe Can  

Korkuların Yaşı Yok

  Geçtiğimiz gün, kendi yazdığım çocuk kitabı Benim Adım Cesur üzerine düşünürken kendimi garip bir hayalin içinde buldum. Kitabın ana karakteri olan küçük Cesur’la karşılıklı oturmuş, elimizde çikolatalı sütlerle sohbet ediyorduk.   Cesur bana dönüp dedi ki: “Ben korkuyorum… Karanlıktan, canavarlardan, annemi kaybetmekten.”   Ben de hafifçe başımı eğip şöyle dedim: “Ben de korkuyorum, Cesur… Sevdiklerimi kaybetmekten, insan kılığına girmiş canavarlardan, zamanla karanlığa sürüklenen bu dünyadan…”   Biz yetişkinler çocuklara korkularını hafife almamayı, duygularını bastırmamayı öğretmeye çalışırken, bir yandan da kendi korkularımızı görmezden gelmeye çalışıyoruz. Sanki büyümek, her şeyin ilacıdır gibi... Oysa çoğu zaman sadece korkularımız şekil değiştiriyor. Yatağın altındaki canavar, ilerleyen yaşlarda insan yüzüyle karşımıza çıkıyor. Kaybolan oyuncakların yerini kaybedilen insanlar alıyor. Karanlık odalar, yerini karanlık düşüncelere bırakıyor.   ...

Kitapların Kalbi Vardır

Resim
    Bazı kitaplar vardır, sadece okunmaz; hissedilir. Elinle dokunduğunda bile sanki bir nabız atar içinde. Evet! Kitapların bir kalbi vardır. Onlar sadece harflerden, kelimelerden, cümlelerden ibaret değildir. Satır aralarında yaşayan bir şey vardır; yazarın kalbi, karakterin sesi, okurun hissi... Bir kitabın kapağını açtığında, aslında bir kalbi aralarsın. O kalp bazen kırık dökük, bazen coşkulu, bazen suskun ama her zaman canlıdır. Kitap sayfalarının arasında sadece hikâyeler değil, insan olmanın tüm halleri gizlidir. Acılar, özlemler, hayaller ve umutlar... Hepsi, bir yazarın iç dünyasından süzülerek sana ulaşır. Bir kitabı okurken aslında bir başkasının içinden geçersin. Her cümle, yazanın parmak ucundan değil, kalbinin en derininden süzülür. Bazen hiç tanımadığın bir karakterin gözyaşı, senin yıllar önce bastırdığın bir acıya dokunur. Bazen tek bir satır, kendine bile itiraf edemediğin bir duygunun sesi olur. Ve işte o anda, kitabın kalbi senin kalbinle aynı ritimde atma...

Sessizliğin Anlattıkları: Sözsüz Kitapların Gücü

 Sessizliğin Anlattıkları: Sözsüz Kitapların Gücü Sözsüz kitaplar, kelimelerin geri çekildiği, görüntülerin öne çıktığı bir anlatı biçimidir. İlk bakışta yalnızca çocuklara hitap ettiği düşünülse de bu kitapların sunduğu derinlik ve çok katmanlı anlatım, her yaştan okuyucu için benzersiz bir deneyim sunar. Bu kitaplar, sessizliği eksiklik değil, bir ifade biçimi olarak kullanır. Bir sözsüz kitap, okurun hikâyeyi kendi kültürel, duygusal ve kişisel iç sesiyle kurmasına izin verir. Bu şekilde her okuyucu, aynı sayfada farklı bir hikâye görebilir. Sözsüz kitaplar, herhangi bir dile bağlı olmadığından evrensel hale gelir. Bu kitaplar sadece estetik değil, pedagojik açıdan da değerlidir. Okuma becerilerini yeni kazanmaya başlayan çocuklar için hikâye kurma yetisini geliştirir. Aynı zamanda dil engelinin ötesine geçerek farklı dillerde konuşan ya da okuma zorluğu yaşayan çocuklar için güçlü bir anlatım aracı da olabilirler. 0-6 yaş arası dönem, çocuğun zihinsel, duygusal ve dil gelişimi...