Kayıtlar

Köşe Yazısı etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Başarı Nedir?

“Büyük işler, küçük şeyleri iyi yapanlar tarafından başarılır.” Çocuk yetiştirmek, çoğu zaman yalnızca akademik başarı üzerinden değerlendiriliyor. Karnesi iyi olan, yabancı dil konuşan, teknolojiye hâkim çocuklar “başarılı” kabul ediliyor. Oysa hayatın gerçek sınavı, yalnızca matematik problemlerini çözebilmekten ibaret değildir. Bir çocuğun kendi yatağını toplaması, kullandığı eşyayı yerine koyması, kirli çamaşırını sepete atması, ayakkabısını bağlaması ya da sorumluluklarını ertelemeden yerine getirmesi de en az akademik başarı kadar değerlidir. Hayatta insanı ayakta tutan şey yalnızca zekâ değildir. Disiplin, özdenetim ve sorumluluk bilinci de zekâ kadar önemlidir. Zeki bir çocuk yetiştirmek, genetik bir mirasın veya doğru materyallerin sonucudur. Ancak sorumluluk sahibi bir çocuk yetiştirmek, sabırla işlenen bir sanat eseridir. Bugün birçok anne baba, çocuklarının önündeki engelleri kaldırmayı sevgi sanıyor. Oysa çocuk adına yapılan her küçük iş, onun hayatından alınmış küçük b...

"Çocukluk"

Bir zamanlar çocukluk, akşam ezanı ile eve dönülen sokakların, mahalle aralarında oynanan oyunların ve hayal gücünün sınırsızca dolaştığı bir dünyanın adıydı. Şimdi ise çocukluğun ufku, avuç içi kadar bir ekranın ışığında daralıyor. Bir parmak hareketiyle başlayan bu yeni dünya, çocukların ve gençlerin zihnini, duygularını ve hatta zaman algısını sessizce yeniden şekillendiriyor. Sosyal medya, kısa video platformları ve dijital içerik akışları modern çağın kaçınılmaz gerçeklerinden biri. Ancak bu gerçekliğin en kırılgan muhatapları çocuklar ve gençler. Çünkü gelişim çağındaki bir bireyin zihni, henüz sınırlarını yeni öğrenen bir bahçe gibidir. Bu bahçeye ne ekilirse, zamanla onun gölgesinde büyür. Ne var ki bugün o bahçeye çoğu zaman sabırsızlık, dikkat dağınıklığı ve yüzeysel bir dünya algısı ekiliyor. Kısa video platformlarının en belirgin etkilerinden biri, dikkat süresinin giderek kısalmasıdır. Birkaç saniyelik görüntüler, hızla değişen sahneler ve sürekli akan içerikler, zihni b...

Köklerinden Kopan Çocuk

Bir toplumun hafızası, yalnızca arşivlerde saklanan belgelerden ya da tarih kitaplarının sararmış sayfalarından ibaret değildir. Gelenek, bir toplumun hafızasıdır. Kültür dediğimiz şey, yüksek sesle ilan edilen bir ideoloji değil, çocukların görerek, duyarak, hissederek içselleştirdiği bir yaşama biçimidir. Hafızasını yitiren bir birey nasıl ki boşlukta savrulmaya mahkûmsa, kültürel kodlarını "çağdaşlaşma" illüzyonu altında terk eden bir toplum da kimliksizliğin soğuk sularında boğulmaya adaydır. Bugünün dünyasında Doğu Asya’nın yükselen yıldızlarına baktığımızda, teknolojinin zirvesine tırmanırken atalarının mirasına sımsıkı sarılan, gökdelenlerin gölgesinde çay seremonisini unutmayan, disiplinini kadim ahlak öğretilerinden alan bir duruş görüyoruz. Onlar Batı’nın tekniğini alırken ruhunu teslim etmediler. Bizim hikâyemiz ise ne yazık ki bir "başkalaşma" sancısına dönüşmüş durumda. Bu kültürel erozyonun en derin yarayı açtığı yer ise şüphesiz çocuk kalbi. Bir çoc...

Ekranın Gölgesinde Çocuk Olmak

Eskiden mahalle aralarında yankılanan, tozlu yollarda koşturan çocuk sesleri, şimdilerde yerini oturma odalarındaki o hipnotize edici mavi ışığın sessizliğine bıraktı. Ancak bu sessizlik, ruhu dinlendiren, huzur veren ya da bir şeyler öğreten bir sessizlik değil aksine zihinlerde fırtınalar koparan bir gürültünün maskesi. Televizyon dizilerinden sosyal medya akışlarına kadar uzanan o geniş ve kontrolsüz mecrada, "yaşamın gerçeği" adı altında sunulan her şey, aslında çocuk ruhunun kırılgan fay hatlarını zorluyor. Bir dizide kahramanlaştırılan, belindeki silahıyla dilindeki kabalıkla zorba karakterler, çocuğun henüz filizlenmekte olan adalet duygusunu zedeliyor. Gücün haklılıktan üstün tutulduğu bu sahte evrende, nezaket zayıflık, kaba kuvvet ise bir meziyet gibi pazarlanıyor. Reklamların ve sosyal medya fenomenlerinin pompaladığı bitmek bilmeyen tüketim arzusu ise yetinme duygusunu daha yeşermeden kurutuyor. Çocuk, sahip olduklarının kıymetini bilmek yerine, ekranın ötesindek...