Köklerinden Kopan Çocuk
Bir toplumun hafızası, yalnızca arşivlerde saklanan belgelerden ya da tarih kitaplarının sararmış sayfalarından ibaret değildir. Gelenek, bir toplumun hafızasıdır. Kültür dediğimiz şey, yüksek sesle ilan edilen bir ideoloji değil, çocukların görerek, duyarak, hissederek içselleştirdiği bir yaşama biçimidir. Hafızasını yitiren bir birey nasıl ki boşlukta savrulmaya mahkûmsa, kültürel kodlarını "çağdaşlaşma" illüzyonu altında terk eden bir toplum da kimliksizliğin soğuk sularında boğulmaya adaydır. Bugünün dünyasında Doğu Asya’nın yükselen yıldızlarına baktığımızda, teknolojinin zirvesine tırmanırken atalarının mirasına sımsıkı sarılan, gökdelenlerin gölgesinde çay seremonisini unutmayan, disiplinini kadim ahlak öğretilerinden alan bir duruş görüyoruz. Onlar Batı’nın tekniğini alırken ruhunu teslim etmediler. Bizim hikâyemiz ise ne yazık ki bir "başkalaşma" sancısına dönüşmüş durumda. Bu kültürel erozyonun en derin yarayı açtığı yer ise şüphesiz çocuk kalbi. Bir çoc...