Kayıtlar

blog yazısı etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Dijital Dünyada Çocuk Olmak

Eskiden çocukları bekleyen tehlikeler nispeten görünürdü. Anneler balkondan seslenir, babalar hava kararmadan eve dönülmesini tembihlerdi. Tehlike, yabancı bir sima, ıssız bir sokak ya da hızlı akan bir trafikten ibaretti. Bugün ise sokaklar tenhalaştı, oyun alanları avuç içlerine sığan cam ekranların arkasına taşındı. Çocuklar odalarında, yanı başımızda, güvende olduklarını sandığımız o korunaklı kalelerimizde oturuyorlar. Ancak bilmediğimiz ya da görmezden geldiğimiz, hiçbir duvarı tanımadan, sessizce ve sinsice evlerimizin içine sızan bir gerçek var: Sanal istismar. Çocuk gelişimi ve eğitimi penceresinden baktığımızda, dijital dünya artık sadece bir eğlence veya bilgi kaynağı değil, çocuğun kimlik ve kişilik inşa ettiği ana mekânlardan biri haline geldi. Soyut düşünme becerisi henüz tam olarak gelişmemiş, doğrunun ve yanlışın sınırlarını hayatı deneyimleyerek öğrenmeye çalışan bir çocuk için internet, uçsuz bucaksız ve kuralsız bir okyanus. Sanal istismar, siber zorbalıktan manipül...

Bir Çocuğun İç Dünyasındaki Terazi: Değersizlik ve Özsaygı

Bir çocuğun gözlerine baktığınızda, orada sadece saf bir merak değil, aynı zamanda inşa edilmeyi bekleyen koca bir dünya görürsünüz. Bu dünyanın temeli ne kerpiçten ne de betondan atılır; o temelin harcı, çocuğun kendine dair beslediği sessiz fısıltılardır. Bugünün dünyasında yetişkinlerin dahi kavramakta zorlandığı "kendini değerli hissetmek" ve "özsaygı", aslında çocukluğun o dar ama derin koridorlarında şekillenmeye başlar. Değersizlik, bir çocuğun ruhuna sızan sinsi bir sis gibidir. Çoğu zaman yüksek sesli azarlardan ziyade, es geçilen bir başarıda, dinlenilmeyen bir heyecanda ya da sürekli başkalarıyla kıyaslanmanın getirdiği o soğuk gölgede yeşerir. Çocuk, "Ben olduğum halimle yeterli miyim?" sorusuna dış dünyadan —özellikle de ebeveynlerinden— olumlu bir yanıt alamadığında, kendi içine bir kilit vurur. Bir çocuk kendini değersiz hissettiğinde, dünyayı bir tehdit alanı olarak algılar. Hata yapmaktan ölesiye korkar, çünkü hata yapmak onun gözünde sa...

🍂Kasımın Sessizliği

Resim
Kasım, yılın en derin nefesidir. Ne yazın telaşını taşır, ne de kışın keskinliğini. Aradadır — sanki bir vedanın hemen öncesi gibi. Sokaklarda yürürken, havadaki serinlik tenine dokunur ama üşütmez; sadece hatırlatır. Zamanın geçmekte olduğunu, ama hâlâ biraz vaktin olduğunu… Ağaçlar sararmış yapraklarını usulca bırakırken, insanın içi de bir şeylerden arınmak ister. Fazla düşüncelerden, yorgun duygulardan, kim bilir belki bazı insanlardan... Kasım, bırakmanın ayıdır belki de. Ama öyle gürültüsüz, öyle zarif bir bırakma. Pencere önünde bir fincan kahveyle otururken, dışarıdaki gri gökyüzüyle garip bir uyum hissedersin. Hüzünlüdür belki ama huzurludur da. Çünkü bilirsin ki her şeyin bir zamanı vardır. Kasım, o zamanı kabul etmenin ayıdır. Belki de bu yüzden Kasım’da daha çok kendimizi dinleriz. Gün kısaldıkça düşünceler uzar, sessizlik çoğalır. Ama o sessizlikte bir yalnızlık değil, bir derinlik vardır. İçinde kendini bulduğun, geçmişle barıştığın bir alan… Kasım, kimine göre sadece soğ...