Sonbaharın Sessiz Şarkısı 🍁

Ekim… Mevsimlerin içli bir vedasıdır. Yazın coşkusunu geride bırakıp, sonbaharın dingin kollarına teslim olduğumuz aydır. Ağaçlar birer birer sararıp dökülürken, doğa da insan gibi kabuğuna çekilir; sessizleşir ama derinleşir.

Ekim’de rüzgar başka eser. Ne tam soğuktur, ne de sıcak; ama her esişiyle bir hatırayı canlandırır. Toprak kokusu havaya karışır, yanık yapraklar düşerken zaman da yavaşlar sanki. Her düşen yaprak, bir vedayı, bir geçişi, bir olgunlaşmayı anlatır.

Bu ay, sabrın, kabullenişin ve içsel yolculukların zamanıdır. Hayat, telaşını biraz olsun geride bırakır; insan da kendine döner. Ekim’de her şey biraz daha anlamlıdır: Gökyüzü daha derin, yıldızlar daha uzak, şiirler daha hüzünlü...

Ekim aynı zamanda bereketin adıdır. Hasat zamanı, emeğin meyvesi alınır. Doğa, yaz boyu sunduğu cömertliğin son perdesini sergiler. Bu yüzden Ekim, şükrün ayıdır. Geçen günlere, kazanılanlara ve kaybedilenlere içten bir teşekkürdür.

Ve belki de Ekim’in en güzel yanı, geçiciliği usulca hatırlatmasıdır. Her şeyin bir zamanı vardır; her yaprak bir gün düşer, her mevsim geçer. Ama güzellik, tam da bu geçicilikte gizlidir.

Ekim gelir ve insana şöyle fısıldar:

“Dur biraz. Düşün. Hissederek yaşa. Çünkü hiçbir şey sonsuz değil ama her şey, tam da bu yüzden kıymetli.”

Ayşe Can 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bir varmış bir yokmuş...

Endişe Etmek İnsan Olmaktır: Ama Ne Kadarına İzin Vermeliyiz? — Çocuklar Üzerine Bir Bakış

Kırılgan Sessizlik