Kayıtlar

Şükür

Bu yıl, heybemde şükredecek ne çok hikaye biriktirmişim... Yıllardır içimde sakladığım, büyüttüğüm o cümleler sonunda gün yüzüne çıktı; 'bebeğim' dediğim üç çocuk kitabım okurlarıyla buluştu. Aslında derdim hiçbir zaman sadece 'yazar' ünvanı almak değildi, benim derdim anlatmaktı, paylaşmaktı. Birçok edebiyat dergisinde kalem oynatmak, anlatma tutkumun en güzel meyvesi oldu. ​Elbette hayat sadece alkışlardan ibaret değil. Her güzel yolculuk gibi bu yılın da dikeni, yokuşu, gözyaşısı oldu. Ama hayat tam da bu dengenin kendisi değil mi? Dönüp arkama baktığımda şükrümün, hüznümden çok daha büyük olduğunu görüyorum. Ailem yanımda, sağlığımız yerinde. Seviyorum, en güzeli de seviliyorum. Dostlarımın çoğuyla aramda mesafeler olsa da desteklerini her an kalbimde hissediyorum. ​Dualarımın başköşesinde hep 'iyi insanlarla karşılaşmak' vardı; şükür ki Rabbim yolumu hep kalbi güzel olanlarla kesiştirdi. Kötü niyetli olanlar da uğradı elbet ama onları da nezaketle gerid...

İyi ki Varsın!

"Eğer birisi sana 'iyi ki varsın' derse, var edilmiş olmanın hikmetlerinden birini ya da bir kaçını yerine getirmişsin demektir!"- Özkan Öze “İyi ki varsın.” Ne kadar basit ne kadar küçük bir cümle. Ama kulağa hoş gelen bu üç kelimenin ardında, bir insanın varoluşunun en sessiz ama en derin yankısı saklıdır. Bu söz, birinin hayatına dokunduğun, bir hikmetin yerine getirilmesine aracılık ettiğin anlamına gelir. Düşünsene… Bir sabah, belki fark etmeden gülümsettiğin bir yüz, belki fark etmeden uzattığın bir el, belki de sadece varlığınla sunduğun sessiz destek… Ve ardından duyduğun o söz: “İyi ki varsın.” İşte o an, bir nevi var edilmiş olmanın sıradan mucizesini görürsün. Herkesin kendi hayatında küçük izler bırakma çabası vardır; ama bu cümle, bu çabanın bir yankısıdır, görünmez bir ışığın gözle örülür hâline gelmiş halidir. İnsan, var olmakla yükümlü değildir. Var olmak bir tesadüf olabilir, bir zorunluluk olabilir, ya da bir hikmetin parçası olabilir. Öze’nin if...

Çocuklarda Hayal Gücünü Eğitmek: Geleceğin Yaratıcı Zihinlerine Yatırım

Hayal gücü, çocukların dünyayı keşfetme biçimlerinin temel taşlarından biridir. Onlar için her boş karton kutu bir uzay gemisine, her taş yığını bir kale duvarına dönüşebilir. Ancak modern yaşamın hızlı temposu, ekranların cazibesi ve standartlaşmış eğitim yöntemleri, çocukların hayal gücünü besleyecek fırsatları kısıtlayabiliyor. Oysa hayal gücü, sadece eğlenceli bir yetenek değil; problem çözme becerisini, yaratıcılığı ve empatiyi geliştiren bir zihinsel araçtır. Çocuklarda hayal gücünü geliştirmek, öncelikle onlara  “yaratıcı düşünmeye izin veren bir alan”  sunmakla başlar. Bu alan, mutlak sessizlik veya özel bir oyun odası olmak zorunda değildir; bazen bir parkta geçirilen yarım saat veya evdeki eski eşyalarla oynanan oyun bile yeterlidir. Önemli olan, çocuğun kendi fikirlerini özgürce ifade edebileceği bir ortam yaratmaktır. Onların çizdiği resimlerde, anlattığı hikâyelerde veya kendi geliştirdiği oyunlarda hata yapmalarına engel olmamak, hayal gücünün temel yapı taşların...

Zorbalık: Çocukların Ruhundaki Sessiz Çatlaklar

Zorbalık, çocukluk dünyasının en karanlık gölgelerinden biridir. Sadece okul koridorlarında veya oyun alanlarında yaşanan bir olay değildir; aslında çok daha derinlere kök salmış, yetişkinlerin dünyasından çocuklara taşınan bir yara gibidir. Çocukların birbirlerine uyguladığı zorbalık, çoğu zaman “kendi başına gelişen” bir olgu gibi algılansa da aslında ardında aileden, toplumsal normlardan ve yetişkinlerin davranışlarından beslenen bir kültür vardır. Bir çocuk, zorbalık yapıyorsa, çoğunlukla bunu bir yerlerde öğrenmiştir.   Belki evde gördüğü otoriter ve şiddet içeren tutumlar, belki yetişkinlerin aralarında kullandığı dil ve davranış biçimleri, onun dünyayı anlama ve kendini ifade etme biçimini şekillendirir. Aile, çocuğun kişiliğinin temel taşlarını döşerken, bazen farkında olmadan zorbalığa zemin hazırlayan tutumlar geliştirebilir. Bu bilinçli ya da bilinçsiz tutumlar, çocuğun kendini güçlü hissetmek için başkalarını ezme yoluna gitmesine neden olabilir. Çünkü çocuk, “güç” kavr...

Kasım ve Şiir

Resim
 “Neye içerlendiğimi bilmediğim bir küskünlük hissi var içimde; Sanki, nerede yoksam eksik, nereye gitsem fazla gibiyim.”  Hüseyin Baki Saygılı "Kömürden Yazı" şiiri. Ne güzel söylemiş şair… Gerçekten de bazen öyle oluyor; insanın içine oturan bir sızı var ama adı yok, sebebi belirsiz. Ne kırgınlığın tam karşılığı bulunuyor ne de huzurun yolu. Sanki biri içimizde sessizce oturmuş, her şeyi izliyor ama hiçbir şeye karışmıyor. Belki de bu, yetişkin olmanın yan etkisi. Artık hiçbir şeyin tamamen iyi ya da tamamen kötü olmadığını fark edince insan, arada kalıyor. Ne gitmek istiyor ne kalmak. Bir yanın eksik, diğer yanın fazla. Kendine bile tam sığamıyorsun bazen. Ayşe Can  

🍂Kasımın Sessizliği

Resim
Kasım, yılın en derin nefesidir. Ne yazın telaşını taşır, ne de kışın keskinliğini. Aradadır — sanki bir vedanın hemen öncesi gibi. Sokaklarda yürürken, havadaki serinlik tenine dokunur ama üşütmez; sadece hatırlatır. Zamanın geçmekte olduğunu, ama hâlâ biraz vaktin olduğunu… Ağaçlar sararmış yapraklarını usulca bırakırken, insanın içi de bir şeylerden arınmak ister. Fazla düşüncelerden, yorgun duygulardan, kim bilir belki bazı insanlardan... Kasım, bırakmanın ayıdır belki de. Ama öyle gürültüsüz, öyle zarif bir bırakma. Pencere önünde bir fincan kahveyle otururken, dışarıdaki gri gökyüzüyle garip bir uyum hissedersin. Hüzünlüdür belki ama huzurludur da. Çünkü bilirsin ki her şeyin bir zamanı vardır. Kasım, o zamanı kabul etmenin ayıdır. Belki de bu yüzden Kasım’da daha çok kendimizi dinleriz. Gün kısaldıkça düşünceler uzar, sessizlik çoğalır. Ama o sessizlikte bir yalnızlık değil, bir derinlik vardır. İçinde kendini bulduğun, geçmişle barıştığın bir alan… Kasım, kimine göre sadece soğ...

“Cumhuriyet Sadece Bir Yönetim Değil, Bir Umuttur”

Resim
  Her yıl 29 Ekim sabahı, bayraklarla donatılmış sokaklara uyanırız. Marşlar yükselir, çocukların neşesiyle büyüklerin gururu bir araya gelir. Ama Cumhuriyet Bayramı sadece bir kutlama günü değil; bir hatırlayış, bir yeniden söz veriştir. Cumhuriyet, bu toprakların en kıymetli kazanımıdır. Çünkü Cumhuriyet demek, bir milletin kendi kaderini eline almasıdır. Saltanattan halk iradesine; emirden fikre, susmaktan konuşmaya uzanan büyük bir değişimin adıdır Cumhuriyet. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün liderliğinde kurulan Türkiye Cumhuriyeti, bir aydınlanma projesidir. Kadınların seçme ve seçilme hakkından, eğitimde fırsat eşitliğine; bilimden sanata, düşünce özgürlüğüne kadar uzanan büyük bir medeniyet yürüyüşüdür. Bugün hâlâ “Cumhuriyet nedir?” diye soranlara, cevabımız nettir: “Cumhuriyet, herkesin eşit olduğu bir hayat hayalidir.” Ama unutmamalıyız ki, Cumhuriyet kendini savunmaz; onu yaşatmak, korumak ve ileri taşımak bizlere düşer. Atatürk, her çocuğun okuyabildiği, düşün...